BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ GİRİŞİMCİLİK MERKEZİ

In Uncategorized @trby Berkay KaniLeave a Comment


Ben Ela. Boğaziçi Üniversitesi 2. sınıf Uluslararası Ticaret bölümü öğrencisiyim.Boğaziçi Üniversitesi Girişimcilik Merkezi’nde 2 senedir görev almaktayım. Bu sene UIF (University Innovation Fellows) programına seçilen üç öğrenciden biriyim. İlk olarak bu merkez ile nasıl tanıştığımdan ve merkezin neler yaptığından bahsetmek istiyorum. Girişimcilik Merkezi için öğrenci alımı olacağının mailini aldığım gün başvurup başvurmamak arasında çok kaldım. Girişimciliği merak ediyordum ama girişimcilik ile ilgili pek bir fikrim yoktu.Kendimi bu merkez ile geliştirebileceğimi düşündüm ve tüm cesaretimi toplayıp başvurdum. Bundan sonraki süreç bana çok fazla şey kattı.Hiyerarşik bir sistemin asla olmadığı, öğretici ve ufuk açıcı bir ortamda buldum kendimi.Bu ortam bana takım çalışmasının ne olduğunu ve girişimcilik ekosistemi adı verilen bu yapının aslında nasıl işlediğini öğrenmem açısından çok yararlı oldu. Birçok farklı girişimciyle ve yatırımcıyla tanıştım.Bu sayede olaylara çok farklı ve çok yönlü açıdan bakmaya başladım. Girişimliğin sonsuz bir deniz olduğunu ve sadece fikrin bir anlam ifade etmediğini gördüm.Takım çalışmasının ve emeğin girişimcilikte farklı ve önemli bir yeri olduğunu yaptığımız etkinliklerle keşfettim. İlerleyen zamanlarda Bright adını verdiğimiz ekibimiz ve Oğuzhan Aygören Hocamızla birçok ekinlik gerçekleştirdik.

Okulda girişimleri olan öğrencileri Girişimcilik Merkezi bünyesine dahil etmek için ”Pitching Day” adını verdiğimiz ve her ay yapmayı planladığımız etkinliğimizi gerçekleştirdik.Bu sayede girişimleri olan öğrenciler fikirlerini gerçekleştirmek için destek ve motivasyon kazandılar.

İlerleyen süreçte ”Design Thinking ” in ne olduğunu ve nasıl işlediğini anlatmak için ”Design The Campus” adını verdiğimiz bir workshop gerçekleştirdik.Bu sayede dünyanın önde gelen yenilikçi şirketlerinin tümünün kullandığı, dünyanın en büyük üniversitelerinin benimsediği Design Thinking, yani tasarım odaklı düşünmenin özünün çözüme yoğunlaşma ve çözüme gidişte farklı yollar arayışı olduğunu, öğrenciler yaptıkları projeler sayesinde çözümlediler.

Yazın çok büyük bir etkinlik gerçekleştirdik.Çok görkemli ve büyüleyiciydi. Benim hem eğlenip hem de kendimi geliştirdiğim etkinliklerden birisiydi.Yani herkesin bildiği ve sevdiği ”Startup Carnival” dan bahsetmek istiyorum. Startup Carnival Boğaziçi Güney Meydan’da gün boyunca düzenlenen, girişimcilerin, startup’ların katıldığı bir büyük çapta bir etkinlikti. Birçok startup Güney Meydan’da stantlar kuruyor,öğrenciler bu startuplardan fikirler alıyor ve bu sayede network ve motivasyon kazanıyor. Startuplar ise yatırımcılar ve konuşmacılarla tanışma imkanı kazanıyorlar. Zumba ve yoga ile güne başlanılıyor ,müzik ve girişim sohbetleriyle günü tamamlıyoruz. Karnavalın en önemli özelliği startup’lara son kullanıcı ile anında buluşma şansı sunulmuş olması. Startupları kullanıcı ile anında buluşturuyoruz ve bunun için hiçbir ücret talep etmiyoruz.Benim de görev aldığım bu etkinlik bence yılın en renkli etkinliklerinden biriydi.Görev alan takım arkadaşlarımızın farklı üniversitelerden olması ve birlikte bir bütün olarak çalışabilmek benim için çok özeldi.Hem sosyalleştiğim hem start -up ve konuşmacılarla tanıştığım, bir dakikasını bile boş geçirmediğim bir etkinlikti. Bu anlattığım etkinlikler yaptıklarımızdan sadece bazıları.Bu senede bir çok etkinliğe hep birlikte adım atmak istiyoruz.

Boğaziçi Üniversitesi girişimcilik alanında çok büyük potansiyele sahip bir okul. Bunu yükseltmek ve girişim ekosisteminin tam olarak ne olduğunu anlatmak için Boğaziçi Ünivesitesi Girişimcilik Merkezi olarak birçok etkinlik ve program gerçekleştirmekteyiz.Bunlardan en önemlilerinden biri de UIF programıdır. University Innovation Fellows (UIF), Stanford Üniversitesi Hasso Plattner Tasarım Enstitüsü ya da daha çok kullanılan adıyla d.school altında yürütülen uluslararası bir inovasyon programıdır. Programın amacı; üniversitelerde öğrenci bazında değişim öncüleri yaratmak, bu öncüleri birbiriyle iletişim hâlinde oldukları bir ağa dahil ederek onlara destek olmak, inovasyon ve girişimcilik ekosistemini üniversitelerde değiştirerek bir akım yaratmak. “Değişim öncüleri”, kendi çevrelerinde yenilikçi projeler üreten öğrenciler olarak tanımlanıyor. Bu projeler kampüste yeni bir makerspace açmaktan yeni bir ders tasarlamaya kadar geniş bir alanı kapsıyor. Üniversiteler, bu programı kendi okullarında başlattıklarında her dönem okul içerisinden seçilen “fellowları” UIF ağına dahil ediyor.University Innovation Fellows (UIF) programı Stanford Üniversitesi d.school’un kampüslerde değişim öncüleri yaratmak için tasarladığı bir program. Program kapsamında Hindistan’dan Amerika’ya farklı coğrafyalardan öğrenciler kampüslerinde tespit ettikleri soruna sosyal fayda sağlayacak çözüm önerileri geliştirmek için 6 hafta süren ve tasarım odaklı düşünme metodolojisine dayanan online eğitimlere katılıyorlar. Eğitim süresince çözüm önerisi olan projelerini geliştirmek için d.school ağındaki profesyonel, akademisyen ve mezunlarından birebir mentorluk alıyorlar. Bütüncül bir yaklaşım ile öğrencilerden akademisyenlere görüşmeler düzenleyerek, rektörlük seviyesinde destek alarak çözüm sürecine tüm paydaşları dâhil ediyorlar. Tespit edilen sorun, okulun geri dönüşüm yaklaşımını geliştirmek; farklı disiplinlerden öğrencilerin birlikte ortak projeler gerçekleştirebilmeleri için yeni bir mekân ve mentor ağı tasarlamak; kampüste erişilebilirliği artırmak olabilir. Hedef kampüse katma değer sağlamak, sosyal fayda üretmek.University Innovation Fellows programına katılan öğrenciler dünyadan 150’nin üzerinde üniversiteden eğitime katılan diğer öğrencilerle bir araya gelip projelerini sunmak, deneyimlerini paylaşmak ve girişimcilik ve inovasyon ekosistemleri ile bir araya gelmek için 4 günlük bir Silikon Vadisi Buluşması’na katılıyor. Amaç farklı disiplinlerden öğrencileri bir araya getirerek yaratıcı potansiyellerini en üst seviyeye çıkarmak. Türkiye ‘den bu programa katılan iki üniversite bulunmaktadır; Koç ve Boğaziçi üniversitesi. Bu programa beni seçeceklerini rüyamda görsem inanmazdım.Benim için çok büyük bir şans ve gurur kaynağı.Bu program sayesinde farkındalık ,eleştirel düşünme,çözüm geliştirme ve takım çalışmalarında aktif rol alabilme özellği kazandım.Aldığımız 6 haftalık eğitim 6 modülden oluşuyordu. Her hafta için tasarlanan eğitim içerikleri ve bizden beklenen birtakım projeler bizi aslında fellow olmaya hazırlıyordu. Okulun inovasyon ve girişimcilik haritasını çıkarmak, okuldaki “stakeholder”larla bir toplantı yapmak, okulda gerçekleştireceğimiz projeleri prototiplemek, stratejik önceliklerimize karar vermek UIF’in hafta hafta bizden beklediği aksiyonların bazılarıydı.6 hafta süren online eğitim ile verilen görevleri yapmak için haftada iki kez toplandık.Bu sayede okuldaki girişimcilikle ilgili problemlere eleştirel bir şekilde çözüm getirdik.Her birimiz design thinking yöntemiyle projeler tasarladık.Standford Üniversitesi’nin yolladığı materyaller ve görevler bizim için çok verimli oldu.Okulumuzda girişimcilik ekosistemini yaratmak için araştırmalar yaptık.Takım olarak çalışmanın önemini bir kez daha anladığım ve kendimi çok geliştirdiğim bir programdı.Tüm süreç boyunca takım içerisinde nasıl çalıştığım üzerine gözlemler yapma fırsatım oldu. Hangi anlarda düşüyorum, yükseliyorum, takımdan kopuyorum ya da ortaya atılıyorum? Kendimi nasıl ifade ediyorum? Kişisel, duygusal, yanıltıcı içgörülere kapılıyor muyum? İşlerin devam etmesini, herkesin düşüncesini rahatça ifade edebildiği bir ortamın yaratılmasını, en kısık sesin bile duyulmasını nasıl sağlayabilirim? diye düşünüp, çözüm üretmeye çalıştım. Boğaziçi Üniversitesi Girişimcilik Merkezi ‘ nin ve UIF programının hayatımı değiştirdiğini düşünüyorum.

Daha fazla öğrencinin hayalini gerçekleştirmek için FIRE UP adını verdiğimiz Stanford Üniversitesi’nin UIF programına benzer bir süreç tasarladık.Bu program için İtü Ginova , Boğaziçi Üniversitesi Girişimcilik Merkezi ve İmece olmak üzere üç farklı kurum biraraya geldi.Boğaziçi Üniversitesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi öğrencilerinin birlikte takım oluşturarak çalışması amaçlanıldı.Farklı üniversitelerden öğrencilerin birleşip ortak bir proje gerçekleştirmesi sosyalleşme, farkındalık kazanma ve konfor alanından çıkma açısından büyük bir önem taşıyordu.Mekan olarak bir hafta Boğaziçi Üniversitesi , bir hafta İstanbul Teknik Üniversitesi seçildi.Bu şekilde öğrencilerin ait oldukları yerden çıkıp farklı yerler deneyimlemesini ve oralarda çalışabilmesini sağlanmaya çalıştık.500 ün üzerinde başvuru geldi.Ne yazık ki bunlardan sadece 100 öğrenciyi bu programa çağırabildik. Programın ilk günü Boğaziçi Üniversitesi’nde çok yoğun bir kalabalıkla başladı . Takım arkadaşlarım dahil olmak üzere herkes bu süreç için çok heyecanlıydı. Hocalarımız bu sürecin nasıl işleyeceğini ,girişimciliğin ve hedeflerimizin ne olduğunu anlattılar.Öğrencilere bireysel görevler verildi.İlk hedefimiz öğrencilerin konfor alanından çıkmasını sağlamak ve Design Thinking ‘in ne olduğunu onlara anlatmaktı. Biz bu programla değişim öncülerini bulmaya çalışıyoruz.Her sene yapılması planlanan bu programla sen de bir değişim öncüsü olabilirsin.Sen de bizimle tanışmak ve hayallerimizin bir parçası olmak istiyorsan seni Dreambu (eski teras kantin)’ya bekliyoruz.

Leave a Comment